
Hayatimi yitirmeye raziyim
AMA
Seni evet seni asla ??????
Nehekim isterim nede doktor Anladimki Sensiz yasamanin anlami yoktur

Yusuf'u kuyuda ,odada ve zindanda yalnız bırakmayanın adıyla...
-elif-lam-ra-
Kalbim esir düşmüşken beşeri kalıpların acımasız ve hiçleştirici zindanlarında, Hislerin kalbi değil ,kalıbi yaşandığı bir ışık(sızlık) zuhur etmişken cihanda,
"Gömleğini gönder Yusuf! " nidasıyla, Bir yakarış dağildı boşluğa.
Ve bulduğum sen oldun ey!... Yusuf'un gömleğinin aydınlığında. Artık kayıtsız değildi yüreğim;gözlerin görmediği, yürekleri kamaştıran ışığına...
Bilesin Ey Yar !
Didarının nuruyla kamaşan yüreğimi hafifçe kısarak gelişini bekliyorum gönlüm yollarında,
Yalnızca beklemek,yarım kalmaktır bilirsin ya, Beklemekle kalmıyor , düşüyorum çöllere senı bulmanın kaybetmenin ve yeniden bulmanın ... hülyasıyla.
Ve hasretinin hararetinden değil, vuslatının özlemınden kavrulan bir yürek taşıyorum sol yanımda...
Ey Yar-i Esrari!
Düştüğün çölde izini bulmak adına, satır satır yazıyorum seni sadrıma...
Şimdi duyun ey kalıplar zindanının sahte gardiyanları !
Sizin,sahte davanızı kanıtlamak adına zavallı çırpınışlarla uydurduğunuz,ciltler dolusu kitaba benzemez... Gönlümün sevdasının destanı!
Amma tek satırında cihana sığmayacak denli ESRAR-I AŞK-I HAKİKİ saklı...
( EYAZAD ! Kuyunun asaleti içine düşene, güvenli / emin kılınmasındandır, Şimdi, senın kuyuların bana emın bir sığınak kılınmışken, Nasıl olur da senden gayrısını asil sayarım ben ?)
Züleyha'nın Yusuf'luğu..
Kollukçular Yusuf'u alıp götürdükten ve hüzünlü gece Nil'in üzerinde bir ürperti gibi asılı kaldıktan sonra hiç uyumadan ertesi sabahı buldu Züleyha ama,
hayatı her zamanki tadınıda bulmadı...
İçten içe derin bir öfke önce,
sonra nedeni belirsiz bir kendinden hoşnutsuzluk hali...
Her zaman doğruyu gösteren yürekte istikamet tayini...
Aşkını düşündü Züleyha,
şimdiye kadar hiç düşünemediği hallerdeydi...
Tapınaklarda genç rahiplerin buhur yakma görevini yerine getirmesinden bile erken saatte Züleyha ırmağa bakarak düşünmeye başladı
İlk kez Nil'in güllerinden yapılmaz tacını başına,
yasemenden bileziğini ayağına takmamıştı.
Züleyha ilk kez gece kadar sade sabah kadar yalındı...
Yusuf,dedi Züleyha,
sen benim, evvel düşen şehrimsin,
ahir düşen şehrimsin.
Ezel düşen şehrimsin,
ebed düşen şehrimsin.
Yusuf,dedi Züleyha; kalbim sen,
benimsin yalnız benimsin,
kalbin ben,seninim yalnızca seninim
Yusuf, dedi Züleyha,
sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim...
Şu dört duvar, şu sıkı sıkı kapalı kapı,döşemenin üzerinde ezilen sarı gülün yaprakları tanık ki suçun yok senin. Fakat güzelsin...
Güzelliğin yoruyor beni,
çünkü mümkünü var,
suret kasrında bir suret değilsin
Suçlu değilsen de bana,
beni suçlu kılacak kadar güzelsin ...
Mümkünü olan bir güzelliğin sahibiysen Yusuf,
ve bu güzellik yoruyorsa beni,
sen dünyanın en masum mücrimisin...
Suçlu,suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür
Yaratılmışların en güzeli karşısında,
ruhum kadar bedenim,
kalbim kadar kalbimden çıkıp da bütün bedenimi deveran eden kanım ve damarlarım,
ve bütün zerrelerim akıyorsa sana,
ben de dünyanın en mücrim masumu değil miyim?
Çünkü, dedi Züleyha,
güzelliğin bir derin kuyu senin ...
Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz
Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene Tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi;
akmasam sana ölürdüm Yusuf,
aktım,
yine öldüm
Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil,söyleyerek ölmeyi seçtim...
Tortulanarak ve bulanarak değil,taşarak ve coşarak ölmeyi istedim...
Hükmümün Yusuf olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim.
Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim...
Yusuf,dedi Züleyha,
bütün bir hayat, kınanma, horlanma,
yitirme,her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım...
Bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü,yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir Züleyha kalbi olacağım ...
Senin zindan karanlığın benim özgür aydınlığıma denk düşecek,
o kadar ki karanlık olacağım Sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz,
ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım
Yusuf,dedi Züleyha, aşk zorlu bir sınav,
ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim?
Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim...
Ve şer gibi görünsem de göreceksin,
yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda,hayrın olacağım sonunda
Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol,
demem
O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş,
denizdeki su kadar kadersin bana
Bak alnına, iki kaşının ortasına
Orada benim mührüm var
Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım...
Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin ...
Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader...
"Senin kaderin benim tecellim",
kaderimde zindan varsa,
Yusufluğum su götürmez benim...


Bil Ki Allah Biliyor
Denemekten , çabalamaktan Yorulup Cesaretin Kirildiginda, Bil Ki Allah Ne Kadar Ugrastigini Görüyor,
Kalbin Tas Kesilecek Kadar Agladiginda, Bil Ki Allah Döktügün Gözyaslarini Sayiyor,
Hayatin Durdugunu, Zamanin Aleyhine Isledigini Düsündügünde Bil Ki Allah Seni Izliyor,
Hayallerin Yikilmis, Umudun Kalmamis Ve Kendi Kendine Neden Böyle Diye Soruyorsan Bil Ki Allah Cevabini Biliyor,
Hiç Neden Yokken Içinde Tuhaf Bir Huzur Hissettiginde, Bil Ki Allah Sana Fisildiyor,
Bütün Islerin Yolunda Gidiyor Ve Tesekkür Etmek Için Her An Bir Neden Daha Oluyorsa, Bil Ki Allah Seni Kolluyor,
Bütün Kalbinle Diledigin Sey Sonunda Gerçek Olduysa, Bil Ki Allah Sana Gülümsüyor,
Nerede Olursan Ol, Ne Düsünürsen Düsün, Ne Yaparsan Yap, Bil Ki Allah Biliyor...

ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ 1 - BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ. 2 - DAHA GENCİZ. 3 - ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR. 4 - ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ. 5 - EMEKLİ OLDUKTAN SONRA. 6 - ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN. 7 - BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER. 8 - BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN. 9 - FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN. 10 - CEHENDEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayana biliyormuş gibi) 11 - BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK. 12 - AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR

AŞKIN “VAV” HALİ
İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif ulûhiyetin simgesidir.
O yüzden lafzı-ı ilahi, elifle başlar. Elif kâinatın anahtarıdır, vav kâinattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama firavunun gözleri elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengesi de o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kâinatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kâinat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der. Buna anlamca vaveyla denir. Yani vav olamadıkları için feryat edenlerin halidir.
Elif bir ağaç insan onun dalıdır. Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri. Her biri dal olur. Ve ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.iyiliği emrederler;kötülüğe engel olurlar.namaz kılarlar, zekat veririler. Allah a ve resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hâkimdir.”
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kâinatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kâinatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;
“sabır ve namazla Allah tan yardım isteyin. Rablerine koşacak ve o’na dönecekleri ummanlar ve Allah a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.”
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. İşte o ayet
“ secde et yaklaş!”
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu. Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan her şey demek olan rabbinin önünde…



neden cüzzi sevdayla yetineyim


/// HABERIN OLSUN ///
yas ilerleyip kemale ersem namerdim seni sevmedim dersem olmeye raziyim yuzunu gorsem seviyorum seni haberin olsun ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, belkide bundan yoktur haberin askin kalbimde yeriyse derin cok sevdim ona birhaber verin cilginca seviyorum haberin olsun ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, feryadim yukseldi cinlasin kulagin askima hasret yansin dudagin sanma sakin sana senden uzagim ozluyorum seni haberin olsun ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, ozlemle baksin atesli gozler dunyaya deger ettigin sozler bu dudak bu beden hepseni ozler yaniyor icim haberin olsun ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, dokulur sairin agzindan sozleri gorunce seni guluyor gozleri ayirmasin mevlam biromur bizleri bekliyorum seni haberin olsun
|